Eskiyeni

Bu kavram artık sadece Ankara’da ortamını, müziğini sevdiğim mekanın ismi değil. Bugünden başlayarak yaşayacağım şehrin, çalışacağım işin karşılığı. 

Böyle başlayınca biraz melankoli hissettim ama değil! Edirne’yi severim, iş konusuna gelince kendi dükkanımız. İtin, hırsızın yanında boşa kürek çekmektense biliyorum doğru kararı verdim ama yine bir parçası geride kalıyor insanın. Eh bunda sevdiğim kadının da payı büyük. 

Neyse şimdi işe geçme zamanı. Bir de önümüzdeki haftadan itibaren de haftanın planını yazacağım ki kendimi bağlayayım. Zaten buranın amacı bu değil miydi? 🙂

Biri sosyal medya mı dedi?

Günümüzün geçer akçesi hızlı tüketilen ürünler; fast-food, twitler, snapler,… dönemi! Öyle uzun uzun yazarak, söyleyerek işler yürümüyor. Yoksa yürüyor mu?

Kendi adıma söyleyeyim herhangi bir sınırlama olmadan, şurasından buradan makaslayıp kutunun içinde kalmaya çalışmadan yazmaktan daha çok keyif alıyorum. Ayrıca, örnek Twitter olsun, diğer ortamların mahalle kahvesinden bir farkı yok. Hep bir ağızdan sövüyor, ağlıyor, bağırıyoruz. Burası sessiz sakin, tam kafa dinlemelik. Yaz ve kapa pencereyi! Ha yorum filan gelir gelmesine de ortalığı kan götürecek değil ya!

Sessizlik ve sadelik önemli, hatta günümüzde artık her mecra lüks! 1-2 yıl blog yazıp sonrasında Twitter gibi ortamlarda kaybolunca daha iyi anladım. O yüzden buranın başka bir mecrada uzantısı olmayacak.

Zen düşünürlerinin dediği gibi; aptal adam her gün yeni bir şey eklerken bilge adam hayatından bir şey çıkartır. Çıkartamasam bile eklemenin alemi yok diyorum.

Evsizim!

americanhoney_27x40-v3-1Gece American Honey‘i izledin de beni hiç beklemediğim bir yerden yakaladı. Evsizim! Yani tamam aile yanı belki de en sağlam ev denebilir ama kaçacak kendime ait dört duvarım yok! Kaç yılın yalnız yaşarı, şimdi evi paylaşmak zorunda. Hesap vermeden girip çıktığı evi yerine, iletişim kurmak zorunda! Böyle söyleyince şımarıkça gelebilir ama 15 yılın alışkanlığı işte. Bayram, seyran gelip bir kaç gün geçirmek bunun üzerine düşündürmüyordu ama 1 yıla yakın kalacaksam bir yerden sorgulatıyor kendisini.

Neyse olumsuzluklara takılmamak lazım, diğer yandan sağladığı konforu da göz ardı edemem değil mi? Yemek, temizlik,… işlerine her ne kadar ara ara yardım etsem de yükü yok üzerimde. Günlük işlerin sorunlarını kafaya takmak yerine planlara yoğunlaşabilirim.

Biraz da filmden bahsedeyim. Bu senenin sabırsızlıkla beklediklerim listesindeydi American Honey! Kısaca konusu şöyle; hem yoksul hayatından hem de aile içi kabusundan dolayı kaçış arayan Star, dergi satışı yaparak hayatlarını kazanmaya çalışan bir grup ile ve onların yıldızı Jack ile tanışır. Hem kaçış arayışı hem de Jack’e vurulması Star’ı bu evsiz (işte burası bana empati kurduran can alıcı nokta) pazarlama ekibinin içerisine katar ve biraz belgesel tadında bir yol hikayesine dahil eder. Hem gerçekçiliği hem de oyunculuk performansı ve kararında kapitalizm eleştirisi ile oldukça leziz bir film. İzlemediyseniz mutlaka izleyin derim!

İlk Yazı

Daha önce de blog yazdım, hatta hala durur ama orası öyle kalsın. Açılış amacı zaten çok geride kaldı. Neyse odaklan çekirge!

Mevcut düzenime ara veriyorum. Yeri geldiğinde geri çekilmesini bilecek insan. 10 küsur yıldan sonra baba ocağına dönüyorum. Ankara’ya bir süre ara! Hedefleri gerçekleştirmek için bir zorunlu ayrılık… Hatta şimdi şehirlerarası otobüs ile yolun İlk molası geride kaldı da yazıyorum. Hava soğuk ve karlı, tam ayrılık havası ama hissizim ya da rahatlamış demeliyim bilemedim bak. Tek derdim şimdilik ardımda bıraktığım kadın! Ki onunla da yeni başladık, tam benlik hareket! Hayırlara vesile artık; ama sürsün isterim, sürmeli! Şimdiden özledim hatta, bak bu fena işte!

Neyse özeti şudur; blog bu ara dönemine tanıklık etsin, kaydı olsun. Planları yazmalı, yazmalı ki kendini bağlamalı insan. O da yetmez sana, ona buna açmalı ki bağına kancalar atmalı, şahitler bulmalı!

Şimdilik bu kadar, özlem dindirmez ama biraz sevgili ile yazışıp, kitaba (Svetlana Aleksiyeviç’ın İkinci El Zaman’ı) devam!