Sabah uyanınca ilk iş…

Henüz gecenin kör vakti ama canım inanılmaz kahve istiyor ve zaten geçe kalmış uykuyu daha da geciktirmemek için kahveyi sabaha ertelemeye karar verdim.

Ve karar verirken ne fark ettim, aile yanında her sabah sekmeden kahvaltı var ama ne yazık ki sabah kahvesi diye bir şey kalmadı! Ankara mesai sabahları kahvesiz çıkmazdım evden. İnan ki kahvaltıdan vazgeçerdim de kahveden asla! Ama burada her sabah kahvaltı yanında mutlaka anne yapımı şifalı bir şeyler oluyor. Aksini yapmaya da sabrım yok! Neden mi? Uzun uzun kahvaltıda kahve içilmez vaazları üzgünüm ama kahve tutkusundan bile baskın çıkıyor.

Ha sanma ki kahvesiz yaşıyorum. Her sabah kahvaltı sonrası kahve çekiyor, mocha podda pişiriyor ve termosa atıp dükkana götürüyorum. Lakin aynı şey değil! Filmlerde görürsün sabah kahve, gazete yapan tipleri. Tamam hiçbir zaman o sahnedeki kadar rahat olamadım ama kahveye zaman ayırmanın yeri her zaman bir başka.

Bu yazı da biraz müptezelin yoksunluk krizi serzenişi gibi oldu ama varsın olsun. Yazmasam şimdi kahve demliyor olabilirdim.